Ozon Tabakası, diğer adıyla Ozonosfer,  Stratosferin üst kısmında bulunan tabakadır. Ozon Tabakası Güneş’ten gelen morötesi (ultraviyole) gibi zararlı ışınları tutar. Ozon Tabakası’nın bu işlevi hayati açıdan çok önemlidir. Çünkü morötesi ışınlar ölümcüldür.

Ozon tabakası nasıl delinir?

Ozon deliği, düşündüğümüz  gibi gerçekten bir delik değildir. Ozon tabakasındaki meydana gelen bir incelmedir. Yani ozon tabakası gittikçe inceliyor anlama gelmektedir. Bunun sebebi bizlerin havaya saldığı kimyasallardır. Bu kimyasal maddeler günlük yaşamımızda kullanılır ve ozon tabakasına zarar verirler.

Ozon Tabakasına zarar veren kimyasal maddeler şunlardır:

  • Kloroflorokarbonlar (CFC’ler), genel olarak klima sistemlerinde, buzdolaplarında, köpük üretiminde (örneğin yataklar için), parfüm ve deodorantlarda kullanılır.
  • Halonlar, yangın söndürme cihazlarında kullanılır.
  • Metil bromid, tarımda böcek ilacı olarak kullanılır.

Modern cihazlar ozon tabakasındaki incelmeyi belirleyebilmektedir. Ölçümler Güney Kutbundaki (Antartika) incelmenin Kuzey Kutbuna göre daha büyük olduğunu göstermektedir. Ozon tabakasındaki bu incelme bir şey yapılmazsa daha da büyüyecektir. Ozon tabakasında incelme küresel bir problemdir. Ozon tabakasındaki incelme problemine herkesin duyarlı olması ve zararlı kimyasalları artık daha fazla kullanmamasıyla ozon tabakasının iyileştirilmesi mümkün olabilecektir.

Ozon (O3) üç adet Oksijen atomundan oluşan şeffaf bir gazdır. Ozon tabakası ozon gazından oluşan ve atmosferin yukarı seviyelerinde başka bir deyişle yer yüzeyinden 50-85 km yüksekte bulunan bir tabakadır. Bu tabakanın temel rolü Ultraviyole (UV) ışınları olarak adlandırılan Güneş’in zararlı ışınlarına karşı dünyamızı korumaktır. Ozon tabakası yeryüzüne ulaşan bu zararlı ışınlara karşı korumak için bir filtre görevi görür.

Ultraviyole (UV) Işınları

Güneş yeryüzündeki hayatın varolması için çok önemlidir. Isınmamızı sağlamakla birlikte bize ışık ta verir. Güneş radyasyonu veya ışınlarını gönderir. Bu ışınlardan bazıları ultraviyole ışınları olarak adlandırılmaktadır. Bilim insanları UV ışınlarını; aynı karakteristiklere sahip olmadıkları ve canlılar üzerindeki etkilerinin farklı olması sebebiyle UV-A, UV-B ve UV-C olmak üzere üç kategoriye ayırmışlardır.

  • UV-A: En yaygın ve sağlığımız için en az tehlikeli olan ışınlardır. Ozon tabakası bu ışınların geçmesine izin verir.
  • UV-B: Oldukça tehlikelidir. Bu ışınların büyük bir kısmı, bizlere ulaşmaması için ozon tabakası tarafından engellenir.
  • UV-C: Sağlık için en tehlikeli ışınlardır. Ozon tabakası bu ışınların bizlere ulaşmasını önler.

Bütün UV ışınları deri ve gözlerimize nüfuz edebilir ve sağlık problemlerine yol açabilir. Ozon tabakası kalın olduğunda sadece UV-A ışınları ile UV-B ışınlarının bir kısmı bize ulaşabilir. Bu durumda sağlığımız nispeten korunmuş olur. Ozon tabakası bozulduğunda (inceldiğinde) UV-A, UV-B hatta bazen UV-C ışınları bize ulaşabilir ve bu durumda sağlığımız olumsuz yönde etkilenmiş olur.  UV ışınları sadece sağlığımızı etkilemekle kalmaz çevre üzerine de olumsuz etki yapabilir. Tarımsal üretimi azaltabilir, ayrıca deniz besin zincirini bozarak balık nüfusunu etkiler.

Maruz kaldığımız UV ışınlarının miktarını etkileyen faktörler şunlardır:

  • Günün saatleri: 10.00-16.00 saatleri arasında güneş gökyüzünde yüksektedir. Bu saatler arasında büyük oranda UV-A ve UV-B ışınlarına maruz kalabiliriz. Bu nedenle uygun bir koruma olmaksızın dışarı çıkmak için tehlikeli bir zamandır.
  • Ekvatora olan uzaklık: Ekvatora yakın olan ülkeler ekvatordan uzak olan ülkelere göre daha fazla risk altındadır. Bunun sebebi, ekvatorda UV ışınları atmosferin içini katetmek için daha kısa mesafeye sahiptir ve ekvatora ulaşmadan önce atmosfer tarafından daha az filtrasyona tabi olurlar.
  • Yükseklik: Deniz seviyesinin yukarıya doğru çıkıldıkça her 1000 m’de UV ışınları % 8 oranında artış gösterir.

Ozon delinmesinin başlıca nedeni atomik halojenlerin ozon moleküllerini tahrip etmesidir.Bu halojen atomlarının başlıca kaynağı suni halokarbonlardır (kloroflorokarbonlar – CFC, freonlar ve halonlar). Bu bileşikler yüzeyde salındıktan sonra stratosfere taşınır ve tahrip mekanizması başlar.

Halokarbon salınımının artmasıyla ozon deliğinin genişlediği gözlenmiştir. Ozon tabakası dünyaya ulaşan zararlı morötesi ışınları süzerek engellediği için Ozon deliği dünya çapında endişe doğurmuş ve Montreal Protokolü ile ozona zarar veren gazların üretimi yasaklanmıştır. Ozon deliğinin cilt kanseri ve katarakt gibi hastalıkları artırdığından, bitkilere ve planktonlara zarar verdiğinden şüphelenilmektedir.

Ozonun delinme formülü;

Klasik görüşe göre (ki bu görüş kimyacılar tarafından formüle edilmiş ve Nobel ödülü almış bir teori -> (M. J. Molina and F. S. Rowland, Nature 249, 810(1974)), ozon deliği CFC moleküllerinin fotoliziyle oluşuyor. Yani bu teoride güneş ışığı çok önemli.

Bu tepkime sonucu oluşan Cl atomları ise birkaç ara reaksiyon ile ozonu yok ediyor. Bu mekanizma üzerine birçok bilim insanı çalışıyor ve aslında teori üç önemli adımdan oluşuyor. (Azıcık bilimsel, korku yok, acımayacak.)

  1. CFC moleküllerinin fotolizi ile Cl ve ClO molekülleri oluşur. Bunlar da atmosferik moleküllerle (CH4 ve NO2 gibi) tepkimeye girer ve inorganik klorin türleri oluşturur ve tüm bu süreç yere 40 km kadar yüksekte olur, yani üst stratosfer tabakası.
    2.Oluşan HCl ve ClONO2 gibi moleküller ‘hava dolaşımı’ yoluyla daha alt tabakalara götürülürler.
  2. Bu inorganik bileşikler yerden 15-20 km kadar yükseklikte buz parçacıklarının yüzeyinde reaksiyona girerler ve pasif klorin bileşikleri foto-reaktif türlere dönüşür (Cl2). Güneş ışığı bu moleküllere vurduğunda, foto-reaktif olduklarından dolayı atomlarına ayrışırlar ve bu da ozon dediğimiz molekülü (O3)’ü yok eder.
Avatar
Yazar Hakkında

Anatoliamed

Anatolia Medya Grubu